Körfez olarak bir bayramı daha idrak ediyoruz. Kurban kesenlerin de kesmeyenlerin de ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Kent genelinde siyasi partiler, dernekler, kurum ve kuruluşlar arife günü bayramlaşma programlarında bir araya geldi.
Ancak geçmiş yıllarla kıyasladığımızda dikkat çeken bir farklılık var. Eskiden genellikle bayramlaşmaların ikinci gün yapıldığını hatırlıyoruz. Şimdi ise arife günü yoğun bir program trafiği oluşmuş durumda. Fakat bu kalabalığın içinde bile eski bayramların o sıcaklığı, o içtenliği ne yazık ki pek hissedilemiyor.
Sahada gözlemlediğimiz, aldığımız genel geri dönüşler de bu yönde. İnsanlar bir araya geliyor, el sıkışıyor, iyi dileklerde bulunuyor ama o “bayramlaşma ruhu” eskisi kadar güçlü değil. Ne yazık ki birçok kişi aynı duyguyu paylaşıyor: “Heyecan azalmış.”
Bir başka gerçek daha var ki, bunu sokakta yaşayan herkes görüyor. Artık kapı çalan çocuk sayısı azaldı. Bayram sabahı büyüklerin elini öpmeye gelen küçüklerin sayısı her geçen yıl daha da düşüyor. Ziyaretler kısaldı, telefonla kutlamalar arttı ama o telefonların bile sayısı azaldı. Tüm bunlarla birlikte, farkında olmadan samimiyetin de azaldığı bir dönemden geçiyoruz.
“Eski bayramlar” özlemi sadece bir nostalji değil, aslında toplumun değişen yaşam biçimine dair bir tespit haline geldi. Bugün artık çoğumuz “nerede o eski bayramlar” demekle yetiniyoruz.
Körfez sokaklarında bir gazeteci olarak gördüğüm tablo şu: Bayramı sadece takvimde bir tatil günü olmaktan çıkarıp yeniden bir “buluşma ve paylaşma” kültürüne dönüştürmek zorundayız. Bu noktada da iş sadece vatandaşta değil, kenti yöneten kurum ve kuruluşlarda da bitiyor.
Mahallelerde küçük etkinlikler, sokak bayramlaşmaları, çocuklara yönelik basit ama etkili organizasyonlar… Belki kulağa küçük adımlar gibi geliyor ama aslında bayramın ruhunu yeniden canlandıracak şeyler tam olarak bunlar. Yapılmazsa her geçen yıl biraz daha sessiz, biraz daha soğuk bayramlara alışacağız.
Evet, bunu söylemek kolay. Ama unutmamalıyız ki küçük dokunuşlar olmadan büyük duygular yaşatılamaz. Eğer bu tür adımlar atılmazsa, bayramlar sadece takvim yapraklarında kalan bir isim olmaktan öteye geçemeyecek.
Yorumlar