G-0CHRDEYELX
Kocaeli’de artık yol çalışması denildiğinde vatandaşın aklına asfalt, bakım ve yenileme değil; saatlerce süren trafik, sabır, stres ve çile geliyor.
Elbette yollar yapılacak. Elbette bu çalışmalar bir yatırım. Elbette daha güvenli ve konforlu yollar hepimizin hakkı. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama insanın sormadan edemediği bir soru var:
Bu çalışmalar neden her yıl yaz aylarında ve neden vatandaşın hayatını bu kadar zorlaştıracak şekilde yapılıyor?
Geçtiğimiz yaz Kuruçeşme’den Körfez’e kadar uzanan bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle zaten ciddi trafik sıkıntıları yaşandı. Tam insanlar “Nihayet bitti” diye düşünmeye başlamışken, okulların kapanması ve insanların yaz aylarında daha rahat hareket etmek istemesiyle birlikte İzmit’e gidip gelmek adeta çileye dönüştü.
16 kilometrelik yolu geri dönmek için 2 saat trafikte bekleyen insanlar oldu.
Bir şekilde çalışma tamamlandı.
Ama bir yaz ayı, bu kentte yaşayan insanlar için trafik çilesiyle geçti.
Haziran ve Temmuz aylarında bu kez TEM Otoyolu’nun Doğu İzmit Kavşağı-Dilovası Kavşağı arasındaki Kuzey Taşıma Yolu, İstanbul yönünde bakım ve onarım çalışmaları gündeme geldi.
Ardından geçtiğimiz Temmuz ayında TEM Otoyolu’nun Hereke-Körfez arasındaki bölümünde yoğun asfalt bakım ve onarım çalışması yapıldı.
Sonuç?
Hereke’den Körfez’e gelmek saatler sürdü.
Günlerce insanlar trafikte kaldı. İşine yetişemeyen, hastaneye gitmekte zorlanan, evine ulaşamayan, planını iptal etmek zorunda kalan vatandaşlar oldu.
Hatta vatandaşlar tepkilerini göstermek için eylem yaptı.
Çünkü mesele artık yalnızca “trafik biraz yoğun” meselesi olmaktan çıkmıştı.
İstanbul’da büyük bir yol çalışması olduğunda zaman zaman karşı şeritten bir şerit ya da yolun bir bölümü diğer istikamete verilerek trafik yükünün azaltılmaya çalışıldığını görüyoruz.
Evet, trafik yine oluyor.
Ama en azından bütün yük tek bir güzergâha bırakılmıyor.
Peki Kocaeli’de neden benzer çözümler daha fazla düşünülmüyor?
Neden alternatif güzergâhlar, geçici şerit düzenlemeleri ve özellikle ağır vasıtalar için farklı planlamalar çalışma başlamadan önce yeterince devreye sokulmuyor?
Çünkü burası sıradan bir şehir değil.
Kocaeli bir sanayi kenti.
Bu kentte fabrikalar durmuyor.
Limanlar durmuyor.
Tırlar durmuyor.
Tankerler durmuyor.
Üretim durmuyor.
Lojistik durmuyor.
Dolayısıyla “Okullar kapalı, insanlar tatilde, trafik daha az olur” hesabı Kocaeli için ne kadar doğru?
Belki öğrenciler tatilde ama sanayi üretimi devam ediyor.
Bugün İzmit, Derince ve Körfez hattında trafik bazı saatlerde tamamen durma noktasına geliyor.
Normal şartlarda 10-15 dakikada geçilebilecek ilçeler arası mesafeler, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde saatleri buluyor.
İnsanların en rahat olması gereken yaz döneminde, İzmit’ten Körfez’e dönmek adeta bir sınava dönüşüyor.
Vatandaş artık yola çıkmadan önce düşünüyor:
“Acaba bugün kaç saat trafikte kalacağım?”
Hatta sayfamıza bu konuyla ilgili gelen mesajlarda insanların trafiğe çıkmaktan korktuğunu görüyoruz.
Bu, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir tablo.
Sürücülerin ve bölge sakinlerinin en çok tepki gösterdiği konulardan biri de devasa TIR’ların, tankerlerin ve kamyonların şehir içi güzergâhlara yönelmesi.
Burada çok basit ama önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Kuzey Marmara Otoyolu neden bu süreçte ağır vasıtalar için zorunlu ve ücretsiz ya da ciddi şekilde indirimli hale getirilmiyor?
Neden tonlarca yük taşıyan araçlarla binek araçlar aynı trafik yükünün içerisinde bırakılıyor?
Neden çözüm üretilirken şehir içindeki vatandaşın çektiği çile ilk seçenek oluyor?
Elbette bunun maliyeti, işletme şartları ve hukuki boyutları vardır.
Ama mesele tam da burada başlıyor.
Vatandaşın zamanının, yakıtının, iş gücünün ve psikolojik yorgunluğunun da bir maliyeti var.
Bir insanın her gün işe gidip gelirken fazladan 2-3 saatini trafikte geçirmesi yalnızca trafik problemi değildir.
Bu aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir maliyettir.
Belki de en büyük problem artık trafik kadar insanların psikolojisi.
Temmuz ayında insanlar:
“Hereke-Körfez çalışması bitsin de rahatlayalım.”
dedi.
Çalışma bitti.
Tam rahatlayacaklarını düşünürken bu kez 12 Ağustos itibarıyla Doğu İzmit-Dilovası arasında çok daha büyük ve kapsamlı yeni bir etap başladı.
Kocaeli Valiliği’nin açıklamasına göre Körfez ve Batı Hereke kavşaklarından İstanbul yönüne otoyol girişleri geçici olarak kapatıldı. Trafik yükünün önemli bölümünün Kuzey Marmara Otoyolu ve D-100’e kayması öngörüldü.
Ancak sahadaki gerçeklik vatandaş açısından farklı.
Çünkü bu güzergâhlar, zaten yoğun olan şehir içi trafiğinin yükünü tek başına taşıyabilecek durumda değil.
Ve ortaya şu algı çıkıyor:
“Bu yollar hiç bitmeyecek mi?”
İşte asıl tehlike burada.
Vatandaş yapılan yatırıma karşı değil.
Vatandaş asfalt dökülmesine karşı değil.
Vatandaş yolun yenilenmesine karşı değil.
Vatandaşın itirazı, “Çalışma yapılırken neden hayatımız duruyor?” sorusuna cevap bulamamak.
Evet, çalışmaların 7 gün 24 saat sürdüğü belirtiliyor.
Ancak vatandaşın sorduğu başka bir soru daha var:
“Madem 7/24 çalışılıyor, neden belirtilen sürelerde bitmiyor?”
Çalışmanın teknik gereklilikleri olabilir.
Beklenmeyen durumlar yaşanabilir.
Bunların hepsini anlayabiliriz.
Ama vatandaş da doğal olarak bilgi istiyor.
Ne zaman bitecek?
Hangi etap tamamlandı?
Bir sonraki etap ne zaman başlayacak?
Trafik nasıl yönetilecek?
Alternatif güzergâh ne olacak?
Ağır vasıtalar nereye yönlendirilecek?
Bu soruların cevapları önceden net şekilde anlatılırsa vatandaş en azından neyle karşılaşacağını bilir.
Bir yol çalışmasının sosyo-ekonomik maliyetini hesaplamak yalnızca asfaltın maliyetini hesaplamak değildir.
Binlerce insanın trafikte kaybettiği saatler...
Harcanan ekstra yakıt...
İşe geç kalmalar...
İptal edilen randevular...
Geçiken sevkiyatlar...
Şehir içindeki esnafın ulaşım problemi...
Trafikte artan stres...
Ve her gün aynı güzergâhta saatler geçirmek zorunda kalan insanların psikolojik yorgunluğu...
Bunların hepsi bu hesabın içerisinde.
Bu nedenle artık yol çalışmaları planlanırken sadece “Yolu nasıl yenileriz?” sorusunun değil,
“Vatandaşın hayatını nasıl durdurmadan yenileriz?”
sorusunun da sorulması gerekiyor.
Elbette var.
Ağır vasıtaların alternatif güzergâhlara yönlendirilmesi...
Kuzey Marmara Otoyolu için geçici ücretsiz veya ciddi indirimli geçiş modellerinin değerlendirilmesi...
Çalışma yapılan kesimlerde karşı yönden şerit aktarımı gibi alternatiflerin mümkün olan yerlerde uygulanması...
Çalışmaların etap etap ve trafik yoğunluğunun en düşük olduğu saatlere göre planlanması...
Vatandaşın günler öncesinden açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi...
Ve en önemlisi, Karayolları, Valilik, belediyeler, emniyet ve ilgili tüm kurumların birlikte hareket etmesi.
Çünkü bu kadar büyük bir ulaşım ağında tek bir kurumun yaptığı çalışma, diğer kurumların planlamasıyla desteklenmezse ortaya bugün yaşadığımız tablo çıkıyor.
Bir kez daha söyleyelim:
Bu çalışmalar bir yatırımdır.
Kocaeli’nin ulaşım altyapısının yenilenmesi, yolların daha güvenli ve kaliteli hale gelmesi hepimizin istediği bir şey.
Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.
Ama teşekkür etmek, yaşanan sıkıntıları dile getirmemize engel değil.
Tam tersine, bu kentte yaşayan insanların sesini duyurmak da bizim görevimiz.
Çünkü haftalardır sayfamıza aynı konuyla ilgili onlarca mesaj geliyor.
İnsanlar artık trafikten bıkmış durumda.
İşe gitmekten değil, işe giderken trafikte kalmaktan yoruldular.
Eve dönmekten değil, eve dönebilmek için saatler harcamaktan yoruldular.
Ve belki de en önemlisi, her çalışma bittiğinde yeni bir çalışmanın başlamasından yoruldular.
Kocaeli artık şu sorunun cevabını bekliyor:
Bir yol çalışması yapılırken, o yolu kullanan insanların hayatını kolaylaştıracak planlamayı ne zaman konuşacağız?
Umarız önümüzdeki yaz aynı manzaraları görmeyiz.
Umarız yine “Hereke’den Körfez’e 2 saatte geldim” diyen vatandaşların mesajlarını okumayız.
Umarız bir sonraki yaz, yollar yenilenirken insanların da hayatının yoluna girdiği bir dönem olur.
Yorumlar